SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

463 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsler sabah ve akşam namazlarında ne mikdâr Kur'ân okunacağını bildirmektedirler.

 

Sabah namazında altmışdan yüze kadar âyet okunacağını bildiren Ebu Berze rivayetini Buhârî «Kitâbu Mevâkîti's-Salât» da; Ebu Dâvud, Nesaî ve İbni Mâce dahî «Kitâb'us-Salât» da; Ümmül Fadl hadîsini Buhari «Kitâbu'l-Ezân» ile «Kitâbu'l-Megâzî de; Ebu Dâvud, Tirmizî, Nesaî ve İbni Mâce «Kitâbu's-Salât» da; Cübeyr b. Mut'im hadîsini Buhârî «Kitâbu'l-Ezân»; «Cihâd» ve «Tefsir» bahislerinde; Ebu Dâvud, Nesaî ve İbni Mâce «Salât» bahsinde muhtelif râvîlerden muhtelif lâfızlarla tahrîc etmişlerdir.

 

Babımızın ilk hadîsini teşkil eden Abdullah b. Sâib rivayetinin senedindeki «İbni Âs» lâfzı, hadîs ulemâsının beyânına göre yanlışlıkla zikredilmiştir. Çünkü buradaki râvî, Abdullah b. Amr b. Âs değil, Abdullah b. Amr El Hicâzî'dir. Bunu Buhari, tarihinde böyle zikrettiği gibi İbni Ebî Hatim ile, gelmiş geçmiş pek çok hadîs imamları dahî beyan etmişlerdir.

 

Mezkur hadîs aylarca öksürük sebebi ile kıraatin kesilebileceğini, keza surenin bir kısmını okumanın caiz olduğunu bildirmektedir. Nevevî diyor ki: «Kıraati bir özürden dolayı kesmekde hiç bir kerahet yoktur. Özür bulunmadığı halde kesmek dahî mekruh değilse de evlâ olan kesmemektir. Bizim mezhebimiz ile Cumhuru ulemânın ve bir rivayette İmam Mâlik'in mezhebi budur. İmam Mâlik'in meşhur mezhebine göre özürsüz kıraati kesmek mekruhdur.»

 

Buradaki Ümmü'l Fadıl rivayetinde, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in en son kıldığı namaz, akşam namazı olduğu görülüyor. Halbuki Hz. Âişe hadîsinde bunun öğle namazı olduğu bildirilmiştir. Ulemâ bu iki rivayetin arasını şöyle bulmuşlardır: Hz. Âişe'nin rivayet ettiği namaz mescidde, Ümmül Fadıl'ın rivayet ettiği ise; evinde imam olarak kıldığı son namazlardır. Nitekim Nesaî'nin   rivayetinde bu cihet tasrih edilerek:

 

«Bize evinde akşam namazını kıldırdı da Mürselât suresini okudu; Ondan sonra Allah Teâlâ ruhunu kabzedinceye kadar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir daha namaz kılamadı.» denilmiştir. Gerçi Tirmizî'nin rivayetinde Hz. Ümmü   Fadl:

 

«Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalığında başını sarmış olarak çıktı da akşam namazını kıldırdı ve Mürselât suresini okudu. Ondan sonra Allah'a kavuşuncaya kadar bu namazı kılamadı.» demiştir.

 

Tirmizî bu hadîsin Hasen Sahîh olduğunu söylemiştir. Fakat bu rivayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yattığı yerden içerdeki cemâatin yanına çıktığına hamlolunur.

 

Babımızın son rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in akşam namazında «Tur» suresini okuduğu bildirilmektedir. Bütün bu rivayetlerden anlaşılıyor ki; Fahr-i Kainat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimiz, namazı mü'minlerin hâllerine göre, kıldırmış. Onlar da namazı uzun kıldırmak için iştiyak sezerse uzun kıldırır; Kendinin veya cemâatin bir Özürü bulunursa namazı kısadan kesermiş.

 

Tahâvî: «Akşam namazında kısa sureleri okumak müstehabdır.» demiş; Tirmizîde: Ulemânın bununla amel ettiklerini söylemişdir. Filhakika Süfyân-ı Sevrî, İbrahim Nehaî, Abdullah İbni'l-Mübârek, Ebu Hanîfe, Ebu Yusuf, îmam Muhammed, Ahmed b. Hanbel, İmam Mâlik ve İshâk hazerâtının Mezhepleri budur.

 

Tahavî 'nin Hz. Abdullah b. Ömer 'den tahrîc ettiği bir hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in akşam namazında «Tîn- suresini okuduğu; yine Abdullah b. Ömer (Radiyallahu anh) 'dan rivayet edilen bir hadîsde akşam namazında «Kâflrun» İle «İhlâs» surelerini okuduğu bildirilmektedir. Bâzı rivayetlerden Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimizin «Kâfirun» ile «İhlâs» surelerini Cuma geceleri akşam namazında okuduğu anlaşılıyor. Başka rivayetlerde akşamla yatsıda «Leyl» ve «Duhâ», öğlede «Alâ» ve «Asır» surelerini, daha başka rivayetlerde akşam namazında «Zilzâl», «Adiyât» ve «Nasr» surelerini okuduğu bildirilmiştir. Bütün bunlar, namazın îcâb-ı hâle göre kılınacağını göstermektedirler. Binaenaleyh: Hanefîlere göre: Cemaata ağır gelmiyeceğini bilirse imamın kıraati uzatması sünnettir. Ağır geleceğini bildiği halde uzatması mekruh olur.

 

Şâfiîlere göre: İmamın kıraati uzatması cemâatin buna razı olduklarını sarahaten söylemeleri şartı ile sünnettir. Yalnız cuma günü sabah namazında cemâat razı olmasalar bile imam kıraati uzatır.

 

Mâlikîlere göre: İmamın kıraati uzun tutması dört şartla mendupdur:

 

1- Cemâat mahsur olmalı. Bundan maksat fazla kalabalık bulunmamaktır.

 

2- Cemâat uzun kırâata razı olduklarını yâ söylemeli, yahut bu onların hâllerinden anlaşılmalıdır.

 

3- Uzun okumaya tahammül edebilecekleri bilinmeli, yahut tahmin edilmelidir.

 

4- Cemâatdan birinin özürü bulunmadığı bilinmeli veya tahmin edilmelidir. Bu şartlardan biri bulunmadığı takdirde kısa okumak efdaldir.

 

Uzun ve kısa surelerin neler olduğu mezhep imamları arasında ihtilaflıdır. Hanefîlere göre «Hucurât» dan «Büruc» a kadar olan sureler uzun; «Büruc» dan «Beyyine» suresine kadar olanlar orta; ondan «Nâs» suresine kadar olanlar da kısa surelerdir. Uzun sureler sabah ve Öğle namazlarında okunur. Yalnız Öğle namazında sabahdakinden biraz daha kısa tutulur. İkindi ile yatsı namazlarında orta sureler; akşam namazında da kısa sureler okunur.

 

Şâfiîlere göre; uzun sureler «Hücurat» dan «Amme» ye kadar, orta sureler «Amme» den «Duhâ» ya kadar; kısa sureler de «Duhâ» dan Kur*ân-ı Kerîm'in sonuna kadar olanlardır. Uzun ve kısa surelerin hangi namazlarda okunacağı meselesinde Şâfiîler, Hanefîlerle beraberdirler. Yalnız onlara göre; cuma günü sabah namazında «Secde» ile «Hel'etâ» surelerini okumak sünnettir.

 

Mâlikîlere göre; uzun sureler «Hücurât» dan «Nâziât» in sonuna ka­dar; orta sureler «Nâadat» in sonundan «Duhâ» ya kadar, kısa sureler de «Duhâ» dan Kur'ânı Kerîm'in sonuna kadar olanlardır. Sabah ile öğle namazlarında uzun sureler, ikindi ile akşam namazlarında kısa sureler, yatsıda ise; orta sureler okunur. Fakat bu tertibe riâyet Mâlikîlere göre sünnet değil mendupdur.

 

Hanbelîlere göre: Uzun sureler «Kaaf» dan «Amme» ye kadar; orta sureler «Amme» den «Duhâ» ya kadar; kısa sureler de «Duhâ» dan Kur'ân-ı Kerîm'in sonuna kadar olanlardır. Uzun sureler yalnız sabah namazında, kısa sureler de yalnız akşam namazında okunur, öğle, ikindi ve yatsı namazlarında orta sureler okunur. Mamafih, hastalık ve yolculuk gibi bir özürden dolayı sabah namazı ile diğer namazlarda daha kısa okumak da mekruh değildir. Özürsüz kısa okumak yalnız sabah namazında mekruhdur.